SİTEDEN SORUMLU KİŞİ @@@BARIŞ DEMİRKOL@@@
  SİİRLERİM..!!!!
 

..!!!

Vazgeçilmeyen Bir Umut

Ne yaptığımı bilmiyorum,
Sonsuz bir boşluktayım
Her gün sana kavuşmak istiyorum
Ama ben bir adım geldikçe
Sen bin adım geri gidiyorsun
Olsun yinede bir umut var içimde
O umut ne kadar ümitsiz olsada.....

Sensiz olduğum günlerde ,
Arıyorum seni dibi delik kadehlerde
Ne buluyorum bilemiyorum
Ama bişey var!
Seni buluyorum o kadehlerde!! 

Gel Artık


Bir destanla başlamıştı sana olan sevdam
İmkânsızdın, ulaşılmazdın, yasaktın biliyordum
Ama seni atamıyordum seraplarımdan bir türlü
Her şeyime ezberletmiştim sensizliğimi
Bir tek yüreğime dinletemedim imkânsızlığını
Ellerim ellerinsiz kalacağını biliyordu
Gözlerim cemalinsiz kapanacağını görüyordu
Ayaklarım sensiz yürüyeceğini biliyordu da
Ama ya yüreğim ya beynim
Hiçti bütün bu söylenenler onlar için
Vuslatın sarhoşluğunu anımsadıkça
Bir başka seviyorlardı seni
Öğretemedim öğrenmediler sensizliği
Gel artık ne olur!
Ya sarhoş et beni dindir bu acılarımı
Ya gel öğret sensizliğimi
Şu biçare yüreğime şu bir akıl beynime
Ne olur gel! Gel artık.

Körfezin Kızıyım Ben

Sen bilmezsin İzmir’i.
İzmir,beni bilir.
Arnavut kaldırımlarındadır
çocukluğumun seksek izleri.
Elimdeki gevreğin susamları,

kim bilir hangi kumrunun kursağında öğütüldü?
Sen bilmezsin İzmir’i.
Körfezde güneş batar,
ben nasıl düşerim geceye?
bilemezsin.
Sen bilmezsin güneş nasıl doğar benimle?
Nasıl aydınlanırdı İzmir?
Çocukluğum aydınlanırdı.
Sen bilmezsin İzmir’i.
İzmir beni bilir.
Çınlar hala gençliğimin

şen kahkahaları kordonboyunda.
Martılar tanır gülüşlerimi.
Her martı,tek tek tanır beni körfezde.
Merhabamız vardır ne de olsa.
Affetmişlerdir beni çoktan,
kendilerini bir zaman “ördek” sandığım için.

Sen bilmezsin İzmir’i.
İzmir beni bilir.
Yokuş başlarından aşağı nasıl akardım yağmurlarda?
Tanır yağmur damlaları beni.
Lodos tanır,

meltem zaten içerimde her daim.
Liman kahvesindeki garsonlar bilir beni.
Tanır kantar karakolunun en eski badanaları.
Bilirler her geçişimde eşgalimi de,salarlar sorgusuz

Sen bilmezsin İzmir’i.
İzmir beni bilir.
Tanır acele ayak seslerimi.
Gözlerim buğulansa,körfez sis olur.
Görünmez olur karşı kıyı.
Hıçkırığımdan tanır beni dalgalar.
Savrulmama tanıktır körfez vapuru.
Ulaşamam böyle zamanda kıyıya.
Mahsur kalırsın yüreğimde.
Yanarım sensizliğe

İzmir seni bilir o zaman işte.

27 Mayıs.2007 İzmir

Devrim günüdür bugün.Darbelerdeyim. 

Ankara'ya Gönderdim




Sebebini anladım bu zamansız gidişin
Biraz ümit olsaydı Yalvarırım dön” derdim
Şunu bil ki elvedan başlangıcı bitişin
Yüreğimi seninle Ankara’ya gönderdim.

Uzun uzun yolları büyüttükçe gözümde
İsyanım destan oldu en ufacık sözümde
Ne bende huzur kaldı ne tebessüm yüzümde
Yüreğimi seninle Ankara’ya gönderdim.

Yıllar önce gelseydik ikimiz bir araya
Elbet merhem bulurduk bu kapanmaz yaraya
Seni sultan eyleyip gönlümdeki saraya
Yüreğimi seninle Ankara’ya gönderdim.

Yazan yazmış kaderi madem kendi eliyle
Hiç kimse bir tutmasın seveni bir deliyle
Hasretimin yangını gözlerimin seliyle
Yüreğimi seninle Ankara’ya gönderdim.

Şimdi senden son arzum ara sıra an beni
Seni mutlu bileyim sen de öyle san beni
Bende kalan bir beden terk eyledi can beni
Yüreğimi seninle Ankara’ya gönderdim.

Zamanımın Sensizlik Özlemi

Zamanın yalnızlığındaki uyanış ve
Sensizlikteki özleyişti bana kalan...


Ne kadar da yalnızdı zaman

Gökten iniyordu kıvrımlar
Bir paganini esiyordu usuldan

Neydi ki uyanış!

Uzakta
Bilmem kaç Işın yılı ötede
Boynu bükük bir yasemen gölgelenmekte

Öyle çok yalnızdıki zaman

Sen yokken yokluğuma hiç acımadım
Bir şarkı işledi yüreğime tel tel
Delirmeler devamladı parsellerinde


Gün mü doğmuş sensiz sabaha
Sorsamıydım neyin kanıtıydı sensizlik
Sorgulasamıydım yoksul geceyi

Neydi ki sensizlik!

İniyormuydu sarplarından eteklerine
Bir delişmen çığlık...

Nedir ki senden yayılan rüzgar
Gök mü karanlığa sığınmada
Yoksa gecemi dökmekte ışınımlarını

Dokunuş tenime ıpıslak
Sürünmede kokun düşlerime
Bir ürperiş titremekte içimde

Neydi ki arayış!

Uzansa düşlerim kumsalına
İğne oyası çekilse kuytularına
Bir gergef yerleşse benliğimize
İnim inim sıralansa duyumsalarımız

Üşüsem yakamoz özleyişlerinde
Vursam yansımalarına mehtabın
İnse merkür büyük ayı tutsaklığından

Neydi ki özleyiş!

Dalga boyunda ıramadayken sevda
Fısıltısımı kemane akortları
Vokalde bir şarkı örülürken
Zirvesinde dumanmıdır okyanus

İncelmekte sağanakları duygunun
Erim erim erimekte ateş
Sarmakta titreyişleri arzuhalimi
Kırmakta kalemi sevda

Neydi ki tükeniş!

Bir boynu bükük gülümsememi
Yoksa ardı sıra aksakmı arzular

Çok mu yağdı sevda üstlerine
Çok mu indi çiy düşsellerine

Öyleyse

Neydi ki uyanış!

Elle tutulur ümit mi sardı beklemlerini
Yoksa bir tokatmı indi düş gezginlerine

Bilinmezlerden bir ilahi okundu da

Belli belirsizliklerle
Örs dövülmelerindeyken hayat
Duymazlıktan mı geldi aymaz yanım

Benim Olacaksan Eğer



Bakışların alev,yüreğim harman yeri
Yakacaksan,küllerimi aratma bana.
Açarım gönül bahçesinin kapılarını,
Solduracaksan,güllerimi yoldurtma bana.

Aşkı Mecnunlarda anlatma bana,
Konuş ki gönlünün dilinden olsun.
Söyleyecek bir sözüm kalmadı diyip,
Susacaksan,aşk şiirleri yazdırma bana.

Hasretin kahrı zordur çekilmez dert,
Bir vedayla gelirsin kapıma nihayet,
Ayrı dünyaların insanlarıyız hakkını helal et,
Diyeceksen,ömrümü harcatma bana.

 
  Bugün 2 ziyaretçi (33 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=